Benden selam olsun Bolu Beyi'ne,
Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır.
Ok gıcırtısından, gürzün sesinden,
Dağlar seda verip seslenmelidir.
Vatan yahut Silistre yeğenim. Şanlı Türk ordusu dağları topla dövüyor, süngüyle deliyor. Mehmetçik destan yazıyor. Taksim'i göbeğine bomba bırakanlar, sınırdan füze atanlar kaçacak delik arıyor.
Sene 1977. O zaman çakı gibi askerim. Irak sınırı bana teslim. Her gece yanıma evcilleştirdiğim kurt sürüsü alıp peşime de ayı ordusu takıyor, karanlık ormanlarda sınırı aşan teröristler cirit atıyor mu diye kontrole çıkıyorum. Komutanlar benden çok memnun.
Bir gece ormanın derinliklerinde ilerlerken bir gölge durdum. En yaşlı kurdum kulaklarını dikti, kuyruğunu kaldırdı, sağ elini kaldırıp bana o tarafı gösterdi. İşte o anda orada teröristlerin olduğunu anlamam söz konusuydu. Kurtlarıma ağaçlara tırmanmalarını emrettim. Ayılar da onları takip etti. Onların ağaçlara tırmandığından emin olduktan sonra "Kim var orada diye seslendim." sesler kesildi. Hepsi durmuştu. Üstün duyma gücüm sayesinde 52 teröristin sınırı geçtiğini anlamam mümkün olmuştu. Karşılık geldi:
- Sen kimsin yabancı?
Onları aldatmak için üstün zekamı devreye soktum.
+ Adımın Nalko olduğu, kaçakçı olduğum, eşek yüküyle kaçak içki taşıdığım söylentileri doğrudur.
- Kaçak mısın? Bizim niye haberimiz yok. Tütün, alkol, uyuşturucu işi bizden sorulur. Cebimizi şişirmeyenlerin de cezası ağır olur.
+ Rüşvet mi istersin yabancı?
- Rüşvet değil, haraç istiyor olmam söz konusu Nalko.
+ Adın ne, sen kimsin? Bana yüksek dağların hâkimi Gabarlı Mırto derler.
İşte o anda harekete geçmem mümkün olmalıydı. Peşinde olduğum teröristi tespit etmiştim.
Hemen cebimde taşıdığım iki el bombasının pimi çektim. "Bana bak Zırto, bana da dağların gözcüsü, sınırın kolcusu, düşmanları Tahtalı Köy'ün yolcusu Nalko derler" deyip fırlattıktan sonra siper aldım. 13'ünü temizlemiştim.
Hemen yaylım ateşine başladılar. Son mermilerine kadar attılar. Onlar ateş ederken ben çoktan arkalarından dolanmış, Rambo bıçağımı da çekmiştim. Arkalarından gölge gibi yaklaşıp tek tek doğruyordum yeğen. Biri yere düşünce hepsi o tarafa dönüyor, tam o sırada öbürü düşüyordu. Korkudan altına ıslatanlar da vardı. 32'sinin leşini sererken 7'si ortadan kaybolmuştu. Zırto da ortada yoktu.
10 dakika sonra 122 kişilik bir terörist kafilesiyle geri döndü. Karşılarına çıktım. Zırto öne atıldı. Sonun geldi Nalko. Biz 122 kişiyiz sen de tek başınasın. Buradan ancak leşin çıkar dedi. Ben de güldüm. Gülmem onu öfkeden deliye döndürdü.
+ Ölümüne mi gülüyorsun Nalko? Belli ki canına susaman mümkün olmuş.
- Ona gülmüyorum Zırto. Yalnızsın dedin ya ona gülüyorum.
Sözlerimi bitirir bitirmez ayılar ağaçtan teröristlerin üstüne atlamaya başladı. Kurtlar da çoktan saldırıya geçmişti. Rambo bıçağımı çıkarıp bir ağacın dibine oturdum. Ceketimin iç cebinden çıkardığım elmayı soymaya başladım. 2 dakika sonra sadece Zırto hayatta kalmıştı. Başında da yaşlı kurt vardı. Onu devirip üstüne çıkmıştı. Zırto'nun yanına gittiğimde ayaklarıma kapanıp yalvarmaya başladı. Şerefinle öl diyeceğim ama sende şeref mi var deyip ağzına elmayı soktum. Sonra da ensesinden tutup karakola sürükledim. Komutanın botunu öptürüp görevimi tamamladım.
Sana verdiğim müthiş kripto bankoları yazdığım hatıramda bulabilirsin yeğen. Yarın bir gün kapımı çalıp da ben görmedim, bilmiyorum deme. Unutma yeğen: 30 kupona alınmadı bu vatan!
Gözlerinden öperim, şansın bol ola.
Nalkapon İstanbul At Yarışı Tahminleri
5,6,8,12,1,3,2,4
4,3,1,2,13
2 KAYI BEYİ BANKO
2,4,8,6,5,9,11
5,7,11,1,12,6
13 SİLİSTRE BANKO
201,6 TL
